15 Ocak 2018 Pazartesi

HİÇ HAYALLERİNİZİ ÇALDILAR MI?

Hayal kurmak ne kadar güzeldir, sınırsızdır, sonsuzdur. Hayallerde çoğunlukla huzur vardır, kimi zaman da kendi kavgalarımızı hayallerimizde sürdürürüz, galibi biz oluruz her defasında. Hayal kurarken, mutlu oluruz. Hani gerçekleştiğinde sanki dünya dururmuş gibi düşünürüz. Bu düşüncelerle de her şey güzel olur. Etrafınız sevdiklerinizle doludur, başarıdan başarıya koşarsınız, elini tuttuğunuz sevdiceğiniz her daim yanınızdadır. İçiniz huzurlu, hayalleriniz bir bir gerçekleşir, rüyalarınızda…

Peki sizin hiç hayalleriniz çalındı mı?

“Şu konuda kitap yazacağım” diye heyecanla hayallerinizi paylaştığınız arkadaşınız, aylar sonra sizin hayallerinizi kendisinin gibi kullandığını gördünüz mü? Birçok kişinin bunu yaşadığından eminim. Çünkü, tüm iyi niyetinizle anlattıklarınız, karşınızda  kendinden emin bir şekilde “bu benim fikrimdi” diye karşılık verileri de gördünüz.

Hayal hırsızlarından korunmak için ne yapmalı?

Hayaller, kişiye özeldir. Sizin hayallerinizi çalsalar bile aynısını yapamazlar. Kendi kapasiteleri kadarını gerçekleştirebilirler. Bundan da çekinmeyin. Siz aynısını yaptığınızda, emin olun hayallerinizin ruhunu katacaksınız, sevginizi ve güzel duygularınızı katacaksınız. Bu güzellikleri sizinle paylaşanlar bu hayalin, ne kadar farklı olduğunu da anlayacaklardır.
Hayallerinizi anlatmayın. Sadece çok güvendiklerinize anlatın. Çünkü, bazen de sizin hayalinizi çok saçma bulup, moralinizi bozanlarla karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle, gerçekten anlatmaya değecek kişilere anlatın.

Hayal defteri tutun. Yapmak istediklerinizi sıra ile deftere yazın. Hadi şimdi bir deftere ki, ajandanız olursa harika olur.

Hayalleriniz neler?
Gelecek sene kendinizi nerede görüyorsunuz?
Gelecek 6 ay içerisinde neler yapacaksınız?
Hedefinizde değişiklikler olacak mı?
Dünyayı gezmeyi istiyorsanız, nereler gideceksiniz?
Bu yıl kaç tane ağaç dikeceksiniz?
Mutluluk için her ay kendinizi nelerle ödüllendireceksiniz?


Hayallerinizi sınırsız tutun, gerçekleşirse mutluluk olur. Gerçekleşmezse de içinizi ısıtan bir mutluluk olur. Hayalleriniz, gerçekleştikçe, kendinize olan inancınız ve güveniniz artacaktır. Hayallerinizle ve sevgiyle kalın. 

11 Ocak 2018 Perşembe

NETWORK HIRSIZLARINA KARŞI DİKKAT EDİN

Sosyal medya kullanımı arttıkça, insanlarda farklı davranış modelleri gelişmeye başladı. Doğru da olsa yanlış da olsa insanlarda çoğunluğa uyma dürtüsü nedeniyle “herkes yapıyor” davranış modeli ile hareket ediliyor. Nedeni bilinmeden paylaşılanlar, aslında deneme yanılma yöntemi ile sosyal medyayı ilk kullananların yaptıklarıyla şekilleniyor. 

Paylaşımlar dikkat çekme odaklı olunca, hedef daha çok beğeni ve yorum almak ile sınırlıyken zamanla iletim daha çok paylaşınsın yarışına girildi. 

Beğeni ve yorum hırsının daha çok arkadaş ve takipçi peşinde koşma hırsına geçmesiyle, bu kez sosyal medyada network hırsızlıkları başladı. Nasıl mı?

Sizin arkadaşlarınız birden sayfanızdaki birçok kişinin arkadaşı oluveriyor. Herkes tanımadığı, ancak listesindeki ortak isimlere güvenerek eklemeye başlıyor. Sonra bir bakıyorsunuz, birçok kişi ile inanılmaz derecede çok ortak arkadaşlarınız olmuş. Ne ilginç değil mi?

Hatta birisiyle 375 ortak arkadaşım olduğunu gördüğümde işin içinde yanlışlık olduğunu fark ettim. Sonra bu kişiyi takibe aldım, yeni paylaşımlarımdan sonra ortak arkadaş sayımızın  artışında son paylaşımlardaki isimler olduğunu  fark ettiğimde bu kişiyi engelledim. Çünkü, bu tek kelimeyle network hırsızlığına giriyordu. Sizin etiketlediğiniz herkesi eklemesi, sizce ne anlama geliyor?

Sonrasında bu kişiyle karşılaştığımızda kendisini neden engellediğimin hesabını da sordu.  İşte böyle durumlarla karşılaştığınızda yapmanız gerekenler:

Network hırsızlığı yapanları takibe alın, baktınız ortak arkadaş sayınız artıyor engelleyin ya da kısıtlı şekilde sizi görmesini sağlayın.
Tanımadığınız kişilerin arkadaşlık isteğini kabul etmeyin.
Ortak arkadaşınızın olması, o kişinin güvenilir biri olduğunu göstermez.
Sizi başkasının hesabından ekleyen, sizin hesabınızdan kimleri ekler?
Üstüne sizi referans gösterip, neler yapabilir?
Network hırsızlığı yapanlar, başka şeyler de yapabilir. Siz bu kişilerden uzak durun.


Temiz hava, temiz besin deniyor temiz network yaşam kalitesini yükselten unsurlardan biri. Siz siz olun bu kişilerden uzak durun. 

10 Ocak 2018 Çarşamba

YAŞAMADIĞIMIZ İÇİN YAŞLANMAKTAN KORKUYORUZ!

Mış gibi hayatlar yaşıyoruz. Seviyormuş gibi ilişkilerle, gülüyormuş gibi neşeli görünüyoruz. Böyle olunca da sevmekten de yaşlanmaktan da korkuyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz halde birbirimizle konuşmuyoruz, iletişimi ekranlar aracılığıyla yapıp, sınırlarımızı çizemiyoruz. Çoğunluk ne yaparsa düşünmeden sürünün bir parçası olmayı hemen kabul ediyoruz.

Kendimiz olmayı unuttuğumuz için biri ne yaparsa peşinden koşturuyoruz. Aynısı olmayı, onun gibi giyinmeyi, onun gibi konuşmayı istiyoruz. Oysa biz öyle düşünmüyorsak, neden kendimiz olmayı seçmiyoruz.

Eğer birileri çok başarılıysa hemen bacağından çekip aşağı indiriyoruz. Nitelikli iş yapanları istemiyoruz. Önemli olan mış gibi iş yapanlar olsun istiyoruz. Çünkü, nitelikli olursa bu kez eksikliklerimiz daha çok ortaya çıkar diye korkuyoruz. Aslında her şeyden korkuyoruz.
İşte bu savaş meydanında fark etmeden her gün savaşıyoruz. Savaşmaktan yaşayamıyoruz. Yaşayamadığımız için de her alınan yaş, her beyaz tel saç, yüzdeki her çizgi hüzünlendiriyor. Sevgiyi yapay olarak elde etmeye çalışıyoruz. Çünkü, sevmesini de sevilmesini de bilmiyoruz.

Eğer genç kalmazsak, sevgilimiz başkasına gider diye korkuyoruz. Zaten kimi hedefsiz gençlerin derdi para olunca bu kez hiç tanımadığımız gençlerle savaşıyoruz. Yorgun düştüğümüz hayatta güvenecek omuz ararken, her defasında sırtımızdan darbe alıyoruz. En güvendiklerimizin aslında en çok kıskananlarımız olduğunu fark etmiyoruz.

Kendimizle savaşıyoruz. Genç kalmak, her şeye yetmek, etrafa sürekli olumlu görünmek için savaşıp duruyoruz.

Aslında hayat çok basit, biz zorlaştırıyoruz.
Yaşımızı sevmek için önce yaşadığımızı hissetmeliyiz.
Yaşadığımızı hissetmek için önce kendimizi sevmeliyiz.
Kendimizi sevmek için önce sevdiğimiz şeylere zaman ayırmalıyız.
Sevdiğimiz şeylere zaman ayırmak için çevremizde temizlik yapmalıyız.
Çevremizdeki temizliğe başlamak için önce kıskanç, iftiracı ve kötü niyetlileri çıkartmalıyız.
Kötüleri çıkartmak için önce kendi maskemizden kurtulmalıyız.

Sonra her anımızı planlarken, günlük yürüyüşlerimiz, kitaplarımızın arasında geçirdiğimiz süre, tuttuğumuz günlük, yarışarak değil yaşayarak her anın tadını çıkartarak günlerimizi geçirmeliyiz.


İşte o zaman doğum günlerinin gerçekten anlamı olacak. Bağımlılıklardan kurtulup, çevremizi saran sürünün parçası olmaktan kurtularak, şu anda kendimiz için bir şeyler yapmalıyız. Kahve mi seviyoruz yoksa çay mı? Müziklerden latin mi severiz pop mu caz mı? Filmlerin hangisi gerçekten bizim en sevdiğimiz? Şımartalım kendimizi, o zaman dünya da yaşam da başka güzel gelecek. İşte o zaman yaşayacağız. Korkularımızın üzerine gitmekten sakın korkmayalım. Çünkü kazananı şimdiden belli, biz! 

9 Ocak 2018 Salı

SAĞLIĞA ROBOT ELİ DEĞECEK

Japonya merkezli Nagoya Üniversite Hastanesi'nde medikal işler için Toyota tarafından geliştirilen robotları kullanmaya hazırlanıyor.

Kullanılmaya başlanacak olan dört robot gece vardiyasında çalışacak. Şubat ayında işe başlayacak olan robotlar, bir yıl boyunca ilaçların getirilip götürülmesi ve testlerin katlar arasında taşınması işinde kullanılacak.

Hastane görevlileri ise tablet kullanarak robotları çağırabilecek ve medikal taşıma işlemleri için robotları görevlendirebilecek. Eğer denemelerde başarı elde edilirse hastane daha çok robot istihdam etmeyi tercih edebilir.



Terleyen Robot Ürettiler
Tokyo Üniversitesi JSK Laboratuvarı‘nda çalışanaraştırmacılar 1,7 metre uzunluğunda ve 56 kilogram ağırlığındaki insansı robot Kengero’ya bir soğutma sistemi eklemenin yollarını arıyordu. Araştırmacılar, Kengero’nun motorlarının etrafından su sızmasını sağlayarak suyun buharlaşmasına imkan sağladı. Yani, Kengero’yu ‘terlettiler’.  Başını bir taraftan öteki tarafa kadar çevirebilen Kengero 11 dakika boyunca motorları yanmadan mekik çekebiliyor.

Robot Cerrahinin Başarısı
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, 2003-2015 yılları arasında ABD’deki 416 hastaneden alınan verileri inceledi. The Journal of American Medicine'daki araştırmaya göre robot cerrahlar, üç boyutlu görüntü, daha geniş bir hareket alanı ve doktorlar için daha iyi bir ortam sağlıyor. Sonuç olarak, robot kullanılan böbrek ameliyatlarının yüzde 46,3’ünde ameliyat süresi dört saatten fazla olarak belirlendi. Kalın bağırsak kanseri ameliyatında ise robotlar işin içine girince ameliyat süresi 37,5 dakika uzarken maliyet bin 132 Dolar arttı.

DNA Nano-Robotu Geliştirildi
Kaliforniya Teknoloji Üniversitesi’ndeki (Caltech) bilim insanları, DNA nano-robotu geliştirdi. Robot, belirli molekülleri toplayıp önceden belirlenmiş noktalara bırakıyor. Basit DNA araçlarının önemli görevleri yerine getirmek için kullanılabilmesinin yanında, bir ilacı moleküler bir fabrikada sentezlemek ya da ilacı sadece kan akışında belirli sinyaller mevcutken teslim etmek yer alıyor.

Robotlarla Duygusal Bağ Kuruluyor
BBC’nin haberine göre; Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'ne bağlı multimedya ve teknoloji araştırma birimi Media Lab'de görevli Kate Darling, düzenlediği bir atölye çalışmasında, katılımcılardan sevimli bir dinozor olan Pleo adlı oyuncağa işkence yapmalarını istedi. Darling çalışmasındaki deneyimlerini şöyle anlatıyor: "İnsanlar işkence yapmayı reddediyorlardı. Eğer yapmazlarsa dinozorları yok edeceğimiz tehdidinde bulunmak zorunda kaldık."

Darling bir sadist değil. Atölye çalışması, insanların neden makinelere olan bağımlılığının giderek arttığını anlamaya çalışmak için yapılan bir deney. Geçen yıl da bu tip deneyler yapan Darling, laboratuvarda katılımcılardan çekiçlerle robotlara vurmalarını istediğinde yine benzer bir direnişle karşılaşmış.

BBC'ye konuşan Darling, "İnsan niteliklerini her şeye atfetme (antropomorfizm) huyumuz var. Canlı gibi görünen hareketlerle bütünleşiyoruz. Buna ve hareketlerimizi, sesimizi taklit eden sosyal robotlara niyetimizi gösteriyor ve bilinçaltında duygularımızı ve hislerimizi ilişkilendiriyoruz" diyor.
  

8 Ocak 2018 Pazartesi

HER GÜNÜNÜZÜ DOLU DOLU YAŞAMAK İSTER MİSİNİZ?

Ufak Tefek Cinayetler dizisini izliyor musunuz? Dizi, çeteleşmiş kötülerin, iyileri öğüterek yok etmek için canla başla çalışmasını konu alıyor.  İyiler ise, iyilik saçmak için uğraşıyorlar etraflarındaki çamurlara inat.

Dizide unutulmuş bir kelime vurgulanıyor: Erdem! Şu replik ise çok şey anlatıyor aslında: “İyi hep iyi, kötü de hep kötüdür belki de. Erdem sizi ilgilendiren bir şey mi ona bakmak lazım. Kötüler hiç etkilenmez çünkü, erdemden. Bir tek menfaat dengesi vardır onlarda. Herhangi bir şeyin kendilerine dokunduğu zaman değeri vardır sadece.”

Erdemli olmak nedir?
Ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik, ölçülülük gibi niteliklerin ortak adı olarak tanımlanıyor. Hani gün geçtikçe yitirilen değerlerin yerini, hastalıklı bir kıskançlığın aldığı günümüzde iyiliklerle cezalandırın kötülükleri.

Yolunuzu değiştirin, kötülerle irtibat kurmayın. Çünkü, onlar sadece çalarlar, zarar verirler ve hedeflerine ulaşmak için her yolu mubah görürler.

Hayatımızı erdemli şekilde, dolu dolu yaşamak için neler yapılabilir?
  •         Birbirimizle sohbet edelim, dinleyelim.
  •         Hayatımızı medyanın yönetmesinden çıkartıp, kendimiz seçim yapalım.
  •         Sosyal medyada hayat yarıştırmak yerine, kendimiz olup özelimizi saklayalım.
  •         Mahremiyet, unutulsa da günümüzde sakınalım kem gözlerden sevdiklerimizi.
  •   Mutluluğumuzu, acımızı, heyecanımızı paylaşalım gözlerinin içine bakarak sevdiklerimizin.
  •         Kitaplara ayıralım günün bir kısmını.
  •         Yürüyelim, sağlığımız el verdiğince.
  •        Gülümseyelim her şeye inat hayata.
  •          Koruyalım sevdiklerimizi tehlikelerden, uzak duralım kötü niyetlilerden.
  •         Bir çiçek yetiştirelim, kokusu sarsın evimizin dört bir yanını.
  •         Hediyeler alalım, sürprizlerle renklendirelim günlerimizi.
  •         Şakalaşmanın, gülüşlerle şenlenmesini sağlayalım.
  •         Bazen ağlayalım, içten gelince tutmayalım.
  •         Yaslarımızı, hedeflerimizle sınırlayalım. Heyecanlandıran bir amacımız olsun.
  •         Birilerinin hedefi için çalışırken, kendi amacımızdan şaşmayalım.


Sağlığınız yerinde mi? Sevdikleriniz yanınızda mı? İşiniz var mı? O zaman bir durup düşünün. İyiliklerle günlerinizi doldurun. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...